yıl dört mevsim on iki ay yıl üçyüzaltmışbeş gün olur olmaz yerinde gecenin ve gündüzün tenimde uyanıyor senin çığlık çığlığa tenin
kütür kütür kırmızı kanıyor elimde bir karpuz ne bir uyku gecelerimde ne düş ne bir huzur
elmaya sakalımı sürtüyorum yanakların düşünce aklıma eğilip alıyorum kirazı ıslak dudaklarını alır gibi ağzıma
gözlerinden akıyor ardarda kaç kuğu sonra bütün kuğu eğimleri boynunda omuzlarında sırtının oluğunda saçların bir gümüş uğultu
uçup uçup ellerimi arasan memelerin değirmi buğusu belin belinin çukuru deli edecek beni
durduk yerde başlayan kalçalarındaki müzik ve çisil çisil uyanmış bulutları kıvırcık.. felâket hüzün
her bahar bir kuş uçursa hüznün sevgilim kuş bahçesine döner yüzün büsbütün uçurmalı oysa geceme seni bilerek isteyerek unutup herşeyi açlığı şurada kavgayı orada militanı sorguda işçiyi sokakta parmaklarımızda gün boyu güneş böğürtlen yer gibi temmuz tepelerinde mosmor sevişmeliyiz seninle sabaha kadar