ince uzun kaşlarına devirip kuşkuyu «iyi ama nedir bu satır aralarında kanayan yıldız» diye sorma neyse yüzünde gülücük gökte yıldız o bilmez miyim fakat neyleyim kanlanıp kararınca mektubum kalmadı başka bir yolum ve duyunca kitapların geceyi yırtarak gelen o tarihsel çığlığını milyonların adına öfkemi kuşandım koğuş duvarını ikiye ayırdım çıktım dışarı
-hıncımı anlatabilsem sana bir çocuk gibi kahırlanmak istiyorum bayramlık giysisi olmayan bir çocuk gibi anlıyor musun geçti bizden biliyorum çocuk olamayız artık kar aklığını tanımadan saçımız tenimiz buruşmadan ite kaka yaşlandık kahırlanmak istiyorum oysa bir çocuk gibi-
dışarda birbiri üzerine yığılı yatıyordu kitaplar koridor boyu uzanıp kıvrılarak akıyordu kan tek bir acı dalgası vurmuyordu gözlerine sanki ellerimizden sökülüp götürülmemiş başları kesilmemiş karınları deşilmemiş de sanki okunuyormuş gibi güneşli ellerimizde ayaydınlık ve mutluydu yüzleri
elbet mutlu olacaklar ışıyacaklar elbet gün yirmidört saat metris'te kolay mı madrit'i yaşamak yeniden kolay mı bin küsur insanın tutuklu elleriyle çıplak et diş tırnak no pasaran diye haykırması (2)
bin küsur insan kaynayan kemik tutuşan et ve birer çift gözden ibaret onsekizer kişiydiler koğuşlarında aralarında aşılmaz duvarlar vardı
silahlı ve kalabalıktılar duvarlar onlar adına yükseliyordu zincirler kilitler sürgüler tank tüfek ve ölüm ve bomba ve korku ve zulüm ve yeryüzünde ve gökyüzünde bütün öldürüm silahları onlarındı bizim kenetlenmiş kollarımız ve kavgasını vediğimiz kitaplarımız vardı
erkekler uzun sakallıydı (3) kızların al yanaklarında uzatacak sakalları yoktu yoktu ama herbiri uzun soluk taşıyordu güvercin göğüsleri içinde üfürdükçe dağ soludukça orman
yangınlı tepeler üzerinde rüzgarlı bulutlar uçarken dönüyordu tarihin tekerleği fırlayacak gibi milinden onlar etekleri ve saçları içinde tutsaklığı reddettiler ve cephe gerisinden önümüze feodal kafalarımızı kırarak geçtiler
metris'in bir ucunda kızlar bir uzunda biz mapus aramızda c blok var c blok'un arka yüzünde arka yüzünün bir gözünde i n s a n s ı l a r yaşar günde beş vakit secdeye varırlar yoldaşlarının kanında abdest alıp ve itirafnamelerini hatmederler korkunun rahlesine diz kırıp
biz görüşe giderken kızlar kollarıyla pencereden yüklü birer dal gibi sarkar el ederler el ederiz birini sana benzetirim severim çünkü hepsini seni sevdiğim kadar