bir yerlerde bir şarkı söyleniyordur gitar telinde aşk tınısı gümüş bir ay oturmuş gitar teline cırcır böcekleri ve yaldızlı kumlar kumda esrik kumda yalın ayak dil diş dudak öpüşüyorlarken tam da dünyadan ve yurdumdan uzak yurduma ve dünyaya yakın kan tadı gibi bir şey ağzımda
omuzların üstünde üç maymun neden maymun göz maymun dil maymun kulak bunca önemli mi kirli havayı soluyor olmak ne demekse yemek içmek çiftleşmek uyumak korka korka kapkara umutsuz ne demekse
sanıldığı kadar uzun değil tüfeklerin namlusu kurşunların menziline düşmeyen gece dürbünlerinin kâr etmediği ölümlerin ve işkencenin kâr etmediği bir yeri var alnımın hiçbir nalçalı çizme çiğneyemez umudumu sanıldığı kadar kolay bir iş değil bu
çekin şiirlerden arabesk gözyaşlarınızı küçük burjuva kaçkınlarınızı alıp gidin romanlardan nerde benim sanatım hani o başkaldıran liselim üniversitelim öğretmenim nerde nerde benim grevim grev gözcüm nerde bu işyerinde grev var ne güzel yakışırdı işyeri duvarlarına dayanışma pankartları neden cesedimin yüzü kaçırılıyor annemden annemin çığlığını kimseler duymuyor neden dörtbir yanım galile galileo nerdesin ey cordano bruno el uzatımı kedi köpek ölüsü bir de insan çekin şu kilimi yaprak hışırtısı altından
delirmek gibi birşey susun lütfen kaç lekesiz duvara yapıştı diktatör fotoğraf bilen var mı kaç göz kaç duvarda kurudu portreci ressam defol natürmort sen de sen de daktilo tuşlarında şak-şak'çı aydın demiri döven ateşi eleyen el nerdesin ey
iki eli var insanın bayrak tutmak için biri ötekini neye sayarsanız sayın bıçak mesela kabına sığmaz uzlaşmaz bir eşkiya bıçak kolların ucuna beyaz bir bayrak gibi çekilse de yatırsa da kendi gövdesini musalla taşına secdeye kapanıp kalksa da kendi ruhu için duaya yasak bir bildiri gibi taşınacak ceplerde elbet o en mükemmel ürün ve o en mükemmel alet
ırmaktırlar belki sağnak yağmurları bekleyen denizdirler belki ufkunda kasırgalar gizleyen dağdırlar belki kalkıp yürüyecek devdirler belki belki bu yüzden topal karıncanın yürümesi duyuluyordu dışarda içerde kızılca kıyamet kopuyordu
kendi ellerimizle kitaplarımızı vermezdik buyurun alın yırtın yakın diyemezdik