VIII güneşten topraktan senden ve kitaptan uzak hangi sözcüğü kaldırsam altında bir kundak sinsi bir bıçak kolluyor en masum düşlerimi oturmak istiyor yanağımın çukuruna örümcek belki bu yüzden yangın gibi birşey ağzımda herşey benim dışımda herşey benden uzak ey ütopik hamak ne kadar sıcaksın ve ne kadar rahat peki ya neden güzel günler derken ben birdenbire tüfekleşiyor elimde kalem kıyıları koyları yumuşak başlı dağları sevmiyor muyum eskisinden çok her dalından yaşam ağacının koparmayı istemiyor muyum güzel bir an bir sana bir bana kardeş kardeş dünyamızı düşlemiyor muyum ranzama sırtüstü uzanıp düşlüyorum istiyorum seviyorum fakat düşlemekle istemekle değişmiyor bu hayat değişmiyor canım türkçemizin en güzel en sert ve en yumuşak sözcüğü direnmek'i öğrenmeden büyük karflerle yaşayarak şimdi sen uykunun en derininde kavganın en serininde olabilirsin bir kurşunun önünde kurşundan hızlı kaçabilirsin aldı alacaktır canını yaktı yakacaktır saçını ve belki herkes kapatmıştır sana kapısını ve belki senin hiçbir kapıyı çalamıyor elin fakat şundan emin ol ki sevgilim ayaydınlık bir kitap gibi sayfalarını savura aça metris içinden istanbul'a sarkan çığlığımıza bakıyor güzelim bir dünya