hüznümün dudağıdır gökte acan karanfil talih, bir cellat gibi vurdu yüreğimizi ateşler ülkesinde o ve ben, iki mahkum kah bir sevda çölünde parlayan ay ışığı kah ruya bahçesinin zehirli sarmaşığı uzaklardan bir rüzgar esiyor efil efil sessizlik, acze duşen bir hayal kadar sefil
şimdi gül, ey korkular şehrinin yelpazesi hasretin o en uzun, acının en tazesi neden hala tütüyor burnumda karanlıgın ruhum neden yıllardır kahrının pervanesi
bu esrar senin midir,yoksa gemilerin mi hemen hergün bir yıldız kayıyor gözlerinden gözlerin kan ağlayan deniz kadar derin mi yoksa habersiz misin ruhumun kederinden
ah, bagrımda pütürlü bir bıçak kadar keskin tabutumu bekliyor ankara acıları bu ne bir aşk masalı, nede heyula ve kin dumanlı bir çöküşün en kara acıları